12 Şubat 2011 Cumartesi
Taksim'den Tahrir'e Selam
"...Basın mensupları, sultanın Müslüman şeyhleri, Hıristiyan papazlar hatta eski aktivistlerden oluşan iktidar tellallarının elinde her zaman hazır olan bahane kaosla korkutma, provokasyon, hareketlenme, provokatörler ve vs. hakkındaki söylentilerdi. Bu artık dinlemekten usandığımız bozuk bir plaktır..." Isam Uryan
Bir provokasyona kalkıştığınızda, bulundurulması gereken üç şeyi asla unutmayın:
1-) Megafon
2-) Kamera
3-) Hiç değilse bir adet, konuyla ilgili flama, bayrak, döviz ya da pankart
Bir sevinç provokasyonuna katıştığınızda ya da katışacağınızda, kendinizden başka kaç kişinin katılacağını da sakın düşünmeyin. Çünkü insan ancak kendini kışkırtabilir ve sevinç kışkırmalarında karşılaştığınız herkes, en az sizin kadar ne yaptığını bilmektedir. Tahrir meydanı bize, Durkheim'ın saçma teorilerini de sınama imkanı vermiştir. Kaos'u halk değil; 'düzen' adına kurulmuş iktidar odakları yani devlet oluşturur.
Bir provokasyonda hiç lazım olmayan ama genellikle bu tür alanları işgal edenler 'kanaat önderleridir.' Çünkü orda sadece kendisi olarak olAmayan sadece onlar ve taraftarlarıdır.
Bir devrime duyulan hesapsız sevgi, meydanı kimin 'elegeçirdiği' belli olmadan belirtilenidir. Slogan güzeldi:
" ALLAH, EKMEK, ÖZGÜRLÜK "
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Güzelmiş gerçekten.
YanıtlaSil