9 Temmuz 2009 Perşembe

ÇERKEZ ETHEM AYAKLANMASI VE SONRASI GELİŞMELER

Askeri Vesayetin Kökleri


Çözülmekte olan bir devlet sisteminin yerine bir yenisi doğarken ve bu arada esas olarak halkın gönüllü katılımına dayanan yeni bir askeri örgütlenme biçimlenirken geçmişin profesyonel kadroları dışında yeni askeri önderler ortaya çıkar. Henüz düzenli ordunun olmadığı veya varolan askeri kuvvetlerin bu tür bir örgütlenme modeline ulaşmadığı koşullarda ancak bir gerilla mücadelesinden söz edilebilir.

Daha önce askerlikle profesyonel bir ilişkisi olmamasına karşın doğal askeri yetenekleri ve cesaretleriyle sivrilerek gerillalara komuta eden bu yeni askeri önderlerin kaderi bir noktada yol ayrımına gelir; ya kendilerinin yönetimindeki birlikler düzenli birliklere dönüşerek yeni devletin askeri liderleri durumuna gelirler, ya kendi dışlarındaki bir takım odakların inisiyatifiyle örgütlenmesini tamamlayan düzenli birliklere katılarak onların bir parçası olurlar, ya da çözülmekte olan devletin yanı sıra doğmakta olan yeni devlete de isyan edip, güçleri yeterse 'kahraman' yetmezse de 'hain' olarak tarihe geçerler!
Hiç kuşkusuz bu yol ayrımında tutulacak yolun sonunu ve dolayısıyla tarih tarafından nasıl anılacaklarını belirleyen şey kendi yetenek ve cesaretlerinden önce toplumsal koşullardır. Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde de olsa çıkarlarını savundukları sınıfların tarihsel olarak sahip oldukları güç ve örgütlenme düzeyidir.

1919-1922 yılları arasında Türkiye'deki milli mücadele gelişirken Osmanlı devleti dağılıyor ve yerine "millete dayandığını", siyasal meşruiyet kaynağının millet olduğunu söyleyen yeni bir devlet sistemi adım adım kuruluyordu. İşte daha bu sürecin başlarında, henüz Ankara'daki yeni merkezin elinde ciddi bir askeri kuvvet olmadığı sıralarda Batı Anadolu'daki Yunan işgaline karşı ortaya çıkan "milli direniş" bir yandan Ege'deki efelerin çetelerinde, bir yandan da Çerkez Ethem'in kuvvetlerinde ifadesini bulacaktı. Bunlar milli mücadelenin gerilla örgütlenmesiydi.

Bandırmalı bir Çerkez ailesinin üç çocuğunun en küçüğü olan Ethem, Birinci Dünya Savaşı sırasında orduya katılmış ve ancak başçavuşluğa kadar yükselebilmişti. Mütarekeden sonra köyüne dönen Ethem'in ağabeyleri Tevfik ve Reşit de orduda subaydı. Yunan işgalinin ardından harekete geçen Ethem önce eski İzmir Valisi Rahmi'nin oğlunu kaçırarak 50 bin lira fidye almış ve daha sonra da civardan 300 kişilik bir müfreze örgütleyerek Yunan kuvvetlerine karşı mücadeleye girişmişti.

Salihli cephesinde Yunan askeri birliklerine karşı düzenlediği gerilla saldırılarıyla kısa sürede ünlenen Çerkez Ethem'in emrindeki kuvvetlerin sayısı da giderek artacak ve süreç içinde Kütahya ve havalisine egemen duruma gelirken "Kuvvayı Seyyare Umum Kumandanı" olacaktı.

Henüz Ankara'nın yeni bir iktidar merkezi olarak kendini kabul ettirmediği ve emrinde de önemli bir askeri kuvvet bulunmadığı 1920 yılının başlarında Batı Anadolu'da en önemli kuvvet Çerkez Ethem'di. Nitekim Ankara'daki harekete karşı gelişmeye başlayan yerel isyanların birçoğu Çerkez Ethem tarafından bastırılmıştı. İlk olarak 16 Şubat 1920'de Balıkesir taraflarında İkinci Anzavur isyanını bastıran Çerkez Ethem'in Kuvvayı Seyyare'si ardından Geyve, Adapazarı, Düzce ve Bolu bölgesindeki tüm isyanları bastıracaktı.

[ Anzavur Ahmet ]

Bu isyanları gerilla birlikleri niteliğindeki Kuvvayı Seyyare'nin bastırabilmesi ve bu arada saflarını genişletmesi anlaşılır bir durumdu. Çünkü bu birlikler gönüllü savaşçılardan oluşuyor, uzun yıllardır süren savaşlar sonucunda halkta subaylara ve düzenli orduya karşı oluşan tepkiyi çekmiyor ve sahip oldukları olanaklar -giyim-kuşam, yiyecek, içecek- açısından da sefalet içindeki yoksul kitlelere cazip geliyordu. Dağınık durumdaki düzenli ordu askerleriyle karşılaştırıldığında Kuvvayı Seyyare çok daha iyi donatılmış durumdaydı.

Ordudaki askeri disiplin ve hiyerarşinin yol açtığı baskı ve eziyetten de uzak olan bu kuvvetlere halktan insanların katılımı mümkün oluyordu. Birçok yerdeki isyancılar karşılarında düzenli ordu askerlerini değil de aslında aynen kendileri gibi olan müfrezeleri gördüklerinde kolayca onların safına geçebiliyorlardı.

Zaten birçok yerde de isyanların elebaşılarını cezalandırdıktan sonra geri kalanlara hoş görüyle yaklaşılıyordu. Bu arada yöredeki zenginlerden, eşraftan alınan haraçlar bir adalet duygusuna da hitap ediyor ve yoksulların Kuvvayı Seyyare'ye daha farklı gözle bakmasında önemli bir rol oynuyordu.

1920 yılında Şubat'tan Mayıs'a kadar Marmara ve Ege bölgesindeki isyanlarla uğraşan ve tümünü de bastıran Çerkez Ethem ve kuvvetlerine Haziran ayında Yozgat yolları göründü. Çünkü Yozgat'ta isyan eden Çapanoğulları şehri ele geçirmişti ve yeni katılımlarla hareket bölgede yayılıyordu. Yozgat bölgesindeki isyanı bastırmak üzere Meclis tarafından Ankara'ya davet edilen Çerkez Ethem, Mustafa Kemal Paşa da dahil olmak üzere o sırada Ankara'da bulunan milli mücadelenin önder kadrosuna yukarıdan bakıyordu. Çünkü silahlı kuvvet kendisindeydi ve anlı-şanlı paşaların emrinde henüz pek bir kuvvet yoktu.

Zaten bunun için Ege'de Yunan kuvvetleri karşısında bulunan Kuvvayı Seyyare Ankara'nın doğusundaki isyanı bastırmak için çağrılmıştı. Nitekim Yozgat'a geçerken Ankara'daki paşalarla -Mustafa Kemal, Fevzi, İsmet, Refet- yapılan görüşmelerde eski başçavuş, yeni gerilla komutanı Ethem bir hayli sert eleştirilerde bulunacak ve paşalar bunu unutmayacaktı!


Yozgat isyanını da kısa sürede bastıran Çerkez Ethem asilerin bir bölümünü de kuvvetlerine katarak Ankara'ya döndü. İsyanın sorumlularının yargılanması için kurduğu mahkemede Ankara Valisi Yahya Galip'in de yargılanmasını istedi. Çünkü Yahya Galip, Çapanoğulları ile işbirliği yapmış, Kuvvayı Seyyare'nin üzerlerine geldiğini önceden bildirmişti.
Bu durum açığa çıkınca da valinin yargılanması gerekliydi ve cezasının ölüm olacağı da açıktı. Ancak aynı zamanda Mustafa Kemal'in yakınlarından olan Yahya Galip'in Çerkez Ethem'in "halk mahkemesi" tarafından yargılanmasına Ankara izin vermedi. Sadece valilik görevinden alarak olayı geçiştirmeye çalıştılar.

Bunun üzerine öfkelenen Çerkez Ethem'in Ankara'ya geldiğinde "Büyük Millet Meclisi Reisini Meclisin kapısında asacağım" dediği rivayet olunur. Ayrıca Miralay Refet Bey'in de isyanın bastırılmasında hiçbir katkısı olmadığı gibi, kendisi savaşırken Çorum'da saklandığını ileri süren Ethem onu da mahkemeye sevk etti ama sonra araya girenlerce sorun çözümlendi.

Yozgat isyanının bastırılmasıyla birlikte iyice ünlenen ve hatta Meclis tarafından kendisine "milli kahraman" unvanı verilen Ethem, Temmuz ortasında Ankara'ya döndüğünde Mustafa Kemal Paşa Ankara'da bulunmamayı tercih edecekti. Garp Cephesi'ndeki durumu yerinde görmek üzere Ankara'dan ayrılarak Eskişehir'e giden Mustafa Kemal Paşa o sıralarda Ethem'le karşılaşmak istemedi.

Ethem Eskişehir'e geldiğinde ise Mustafa Kemal Afyon'a geçmişti. Böylece Ankara ile birlikte hareket eden en önemli gerilla komutanı ile Millet Meclisi Reisi o günlerde köşe kapmaca oynarken varolan gerginliğin azalması için de gereken zaman kazanılmış oldu.


1920 yazında ününün ve gücünün doruğunda bulunan Çerkez Ethem'e milli mücadelenin önderliğini üstlenen kadronun uzun süre tahammül etmesi pek mümkün değildi. İşgal ettiği alanı genişleterek ilerlemeye devam eden Yunan ordusunun ancak düzenli bir orduyla durdurulabileceği görüşüyle varolan askeri kuvvetlerin hızla yeniden örgütlenmesini ve tam anlamıyla bir milli orduya dönüşmesini savunan Ankara'daki paşalar Çerkez Ethem'in direnişiyle karşı karşıya geldiler.

Aslında olayların gelişimi içinde böylesi bir yol ayrımına gelinmesi kaçınılmazdı. Ankara'daki paşalara güvenmemekle birlikte aralarında bir iktidar mücadelesinin de gelişmekte olduğunu gören Çerkez Ethem, kuvvetlerinin düzenli ordu birliklerine dönüşmesine de, kendisinin ve adamlarının paşaların komutası altına girmesine de karşı çıktı.

Bu güçlü gerilla liderini imha etmeden askeri otorite olunamayacağını gören Mustafa Kemal de Yunan kuvvetleriyle ciddi bir çarpışma öncesinde Kuvvayı Seyyare'nin dağıtılmasını zorunlu görüyordu. Nitekim sorunun barışçı yollardan çözümü için yapılan bir dizi görüşme ve tartışmanın ardından Mustafa Kemal 27 Aralık 1920'de Garp Cephesi Komutanlığına Çerkez Ethem'in kuvvetlerinin imha edilmesini emretti.

Artık bir tür iç savaş başlayacaktı ve bir ay kadar süren bu savaşın başlangıcında Çerkez Ethem'in kuvvetleri yaklaşık 5 bin kişi, düzenli ordu birlikleri de 15 bin kişiydi. Çeşitli çarpışmalar sonucunda Kuvvayı Seyyare yenilgiye uğradı. Milli mücadelenin başlangıcında çok önemli bir rol oynayan, Büyük Millet Meclisi tarafından "kahraman" ilan edilen, Yunan ordusuna karşı ilk önemli direnişi örgütleyen Çerkez Ethem sonuçta Yunan ordusuna sığınmaktan başka çare bulamadı.

Çoğunluğu Çerkezlerden oluşan kuvvetlerinin yarısına yakınıyla birlikte 26 Ocak 1921'de Yunanlılara teslim olurken, diğer yarısı ise Ankara'nın çağrısına olumlu yanıt vererek düzenli ordunun saflarına katıldı.

Nazım Hikmet 'Kuvayı Milliye Destanı'nda; "Ve 29 Aralık Kütahya/ 4 top/ ve 1800 atlı bir ihanet/ yani Çerkez Ethem/ bir gece vakti/ kilim ve halı yüklü katırları/ koyun ve sığır sürülerini önüne katıp/ düşmana geçti/ Yürekleri karanlık/ kemerleri ve kamçıları gümüşlüydü/ atları ve kendileri semizdiler.../ Ateşi ve ihaneti gördük" diye yazacaktır ama Çerkez Ethem'in tasfiyesinden iki gün sonra, 28 Ocak'ı 29 Ocak'a bağlayan gece Mustafa Suphi ve arkadaşlarının da topluca bıçaklanarak Karadeniz'in sularına gömülmesini acaba basit bir rastlantı olarak mı görmektedir?

Çerkez Ethem'in ünlü Yeşilordu ile bağlantıları nedeniyle Bolşevizme eğilim gösterdiği iddiaları varsa da bunların pek ciddiye alınabilmesi mümkün değildir. Ama aynı zamanda Kuvvayı Seyyare'nin bir halk örgütlenmesi, asıl örgütleyici çekirdeği ve gücü etnik olarak Çerkezlere dayanan bir "aşağı tabaka" hareketi olduğu da ortadadır. Bu yoksul kesimin çeşitli özlemlerinin yanı sıra öfkelerini, tepkilerini ve zaaflarını da yansıtması doğaldır. Ya milli mücadele önderliğinin emrine girecekler ya da tasfiye olacaklardı. Birincisini kabul etmeyince ikincisi oldu.

Öte yandan Bakü'den yola çıkan komünistler ise Ankara'daki önderliğe yardımcı olmak, birlikte mücadele etmek için geliyorlardı. Ama sonuçta Ankara açısından onlar da güvenilir değillerdi. Dünyada hızla yayılmakta olan Bolşeviklik Mustafa Suphi ve arkadaşları aracılığıyla Ankara'da güçlü bir temsil gücü kazandığında olayların nasıl gelişebileceği tahmin edilemezdi.

Sonuçta bu iki odağın da hemen hemen aynı günlerde tasfiye edilmesi pek de bir rastlantı olmayacak, milli mücadelenin önderliğini ne eski bir başçavuşla, ne de komünistlerle paylaşmaya niyeti olanlar, hareketi kendi bildikleri doğrultuda ve herhalde koşulların da dayattığı biçimde götüreceklerdi.

Ulaştıkları yerde ve kurdukları yeni devlet sisteminde ne komünistlere yer olacaktı, ne de gerillalara...

http://globaltarih.blogcu.com dan makalenin bütünü alınmıştır. alıntı diyemeyiz. resimler sağdan soldan aranıp derlenip eklenmiştir.

23 yorum:

  1. çerkez olayı ilginç.

    demekki ingilizler, MKA' dan Ethem'in ipini çekmesini istiyorlar; buna mukabil de Yunanların lojistiğini keserek " bir millet uyanıyor küllerinden " efsansinin de temelleri atılıyor.

    beş yılda şirket kurup yerli yerine oturtmak imkansızken desteksiz sallamak mümkün...

    YanıtlaSil
  2. "...Sonuçta bu iki odağın da hemen hemen aynı günlerde tasfiye edilmesi pek de bir rastlantı olmayacak, milli mücadelenin önderliğini ne eski bir başçavuşla, ne de komünistlerle paylaşmaya niyeti olanlar, hareketi kendi bildikleri doğrultuda ve herhalde koşulların da dayattığı biçimde götüreceklerdi..."

    işte bu paragraf söyledikleri kadar, söylemedikleriyle de önemliydi. ne söylemiyordu:

    topal osman ve kılıç ali gibi eşkiya liderlerinin " milli mücadele " nin neresinde yer aldıklarını...

    YanıtlaSil
  3. "...Öte yandan Bakü'den yola çıkan komünistler ise Ankara'daki önderliğe yardımcı olmak, birlikte mücadele etmek için geliyorlardı. Ama sonuçta Ankara açısından onlar da güvenilir değillerdi. Dünyada hızla yayılmakta olan Bolşeviklik Mustafa Suphi ve arkadaşları aracılığıyla Ankara'da güçlü bir temsil gücü kazandığında olayların nasıl gelişebileceği tahmin edilemezdi..." ise;

    bu durumda ingilizlerin ankara'da güçlü bir şekilde temsilini kim yada kimler sağlıyordu?

    YanıtlaSil
  4. bir de tabi ilginç bazı yıllar var anadolu'da kafamıza kazınmış. 1919 ila sonrasına ilişkin efsanevi bir anadolu ile karşılaşırken, satır araları dışında 1914 ila 1919 arasında neler olduğuna ilişkin neredeyse uykuya yatmış karanlık bir döneme giriyoruz. mesela çanakkale cephesi, 1918 rakamına rastlayabilirken belirgin efsaneleri de yanına iliştirilmiş ekleriyle; 1915,1916,1917 yıllarına ilişkin derin bir sessizliğe gömülüp çanakkale cephesinden başka nelerin olup bittiğini anlayabileceğimiz veri yok neredeyse?

    yada herkes biliyor da yalnızca benim cehaletim mi?

    YanıtlaSil
  5. "...Nitekim Ankara'daki harekete karşı gelişmeye başlayan yerel isyanların birçoğu Çerkez Ethem tarafından bastırılmıştı. İlk olarak 16 Şubat 1920'de Balıkesir taraflarında İkinci Anzavur isyanını bastıran Çerkez Ethem'in Kuvvayı Seyyare'si ardından Geyve, Adapazarı, Düzce ve Bolu bölgesindeki tüm isyanları bastıracaktı..."

    şimdi şu paragraf ilginç mesela. meclis kurulmamış, ankara'da ne idüğü belirsiz "yeni demokrasi hareketi" misali bir oluşum havası var, oluşamamış henüz. ethem ayaklanma bastırıyor, kimin adına? ayaklananlar, neden oluşmamış ve hatta belki farkında olmadıkları şeylere karşı kalkışmaktalar? ve daha ilginç olanlardan biri, müdafa-i hukuk cemiyetleri ortaya çıkacak, bu tarihten sayılmayan karanlık yıllarda(1915,1916,1917) oluşum nedeni bizler için meçhul; ve asıl kimin nezdinde hukuk müdafası yapmanın derdindeler belli değil. sanki senaryo tersten okununca ancak bir nedenselliğe dayandırılabilecekmiş izlenimi verirken, tuhaf bir biçimde bazı insanların kuvvetli bir gelecek öngörüsü oluşmuş o yıllarda her faniye nasibolamayacak cinsten. yakın dönemde talabani ve barzani ileri görüşlülüğü bu duruma benzetilebilir sanırım.

    YanıtlaSil
  6. güneşi daha ne kadar balçıkla sıvayabileceğinizi sanıyorsunuz ha ??? çerkes ethem olmasaydı, kurtuluş mücadelesi daha başlamadan bitecekti haberiniz yok... o kimsenin sokağa bile çıkamaya cesaret edemediği günlerde, çerkes ethem, kimsenin onu vazifelendirmemesine karşın , milli mücadeleyi başlatmıştı...ben bandırma- manyaslıyım.. o zaman olanları, dedemlerden , babaannemlerden, o günlerin canlı tanıkların anlattıklarından biliyorum...burada yazılanların çoğu yalan yanlış bilgiler.. tek gerçek var , türk milleti yatıp, kalkıp çerkes etheme dua etsin, etsin ki yarın , ahirette kul hakkı yemekten, cehenneme gitmesin, işte o kadar...

    YanıtlaSil
  7. keşke dedenizin anlattıklarını ekleseydiniz buraya. ya da yeni bir başlıkla buraya yazsanız, memnuniyetle yayınlarım. söylediklerinize itirazım olmamakla birlikte "...o zaman olanları, dedemlerden , babaannemlerden, o günlerin canlı tanıkların anlattıklarından biliyorum..." bildiklerinizi paylaşmanız dileğimle...

    YanıtlaSil
  8. ethemi hain olarak gören zihniyet çerkez kelimesinide sonradan yapıştırmıştır ismine bilinmesi gereken asıl konu zatın çerkezi çerkeze kırdırmasıdır bilinmelidirki analar ethem gibi evlatları pek dünyaya getirmez lakin bunu sorgulayacak hainmi yoksa kahramanmı diye düşünen bir sürü densiz mevcuttur gerçeği anlamaya ve dillendirmeye cesareti olmayan zatlar hep dilinde acaba sorusunu soracak kendine ben eminim ethem bu vatan uğruna elinden gelen herşeyi yapmış bir kahramandır ve yine bvatnı savunacak çok ethemler barındırırız bağrımızda bu bir adige olarak yaptığım yorum ben çanakkale bigalıyım anzavurun değil ethemin torunu ve soyundanım teşekkürler

    YanıtlaSil
  9. yukaridaki yazilanlari tam degistirememissiniz bazi gercekleri oldugu gibi yazmissiniz tesekkur ederim. Dogrudur Ankarada o kadar askersiz pasa varken milli mucadele kimin umurunda milli mucadeleye bas koymus insanlar kimin umurunda Osmanlinin eski pasalari bir anda yeni millet meclisinin kuruculari oluverdiler kuvayi seyyarenin milyonda biri kadar vatana faydasi olmayan ISMET INONU Ataturke yakinligi dolayisiyla butun zaaflarini biliyordu ve bunu kullanmasinida cok iyi biliyordu. ADIGE ETHEM ile Ataturkun arasina giren ve taa ki vatan haini damgasi vurulana kadar cerkes Ethemin kuyusunu kazan EN BUYUK VATAN HAINI ISMET INONUDUR

    YanıtlaSil
  10. İktidar mücadelesinde kazanan her zaman kahramandır kaybeden de hain.... Kim bu ülke için ne yaptığını allah bilir bişiler yapan herkesten allah razı olsun ...

    YanıtlaSil
  11. yazılanları ve yorumları okudukça şaşırıyorum ben niye çerkez ethem e dua edecekmişim o değil mi yunan tarafına geçen saltanata yaltaklık yapan bir kere o yazıyı yazan kul hakkı yemiş olur binlerce şehidimize sayısız gariban halkımıza ihanet olur. Ethem'e methiye düzmeler nedir. Bu vatanı seven en çok vatanı için çarpışandır. Düşman safahasına geçip kendi halkına zulm eden değil.Nasıl olur da Vatan hainleri bugün kahraman gibi gösterilmeye çalışır.1915 -20 arası karanlık dönem için ise saltanatın kendi topraklarını sırf halifeliği kaybetmemek uğruna ingilizlerin etekleri öperek Avrupa ya yaltaklanarak geçirdiğini toprak kaybettiğini bilmenizi isterim.Bu halk tarihini okumadıkça böyle saçma sapan bilgilerle insanların gönüllerinde taht kuranları küçük düşürmek için vatanı satanı askerine silah çekeni padişahı için canını verecek ama vatanı için asla kılını kıpırdamayacak tipleri karşımıza isimsiz kahraman diye çıkartmayın. Bu aptalca bir durum olur.Bizim gözümüzde vatanı için hayatından, sevdiklerinden, işinden, gücünden, gururundan, onurundan, geçenlerdir. Asla vatan hainleri kahraman olamaz tarihte hepsi ŞEREFSİZ VATAN HAİNİ olarak kalacaklardır. Yunanlı savaşı kaybettiklerinde komutanların akibetleri ne oldu biliyor musunuz hepsi kurşuna dizildi.Vatan hainliği suçundan savaş kaybettiler ülkelerinin onurlarını düşürdüler diye biz ise gene insaflı davranıp 150.likler diye sınır dışı ettik vatandaşlıktan attık ki utansınlar arlansınlar diye gene de 1930 larda af la bazılarını vatandaşlığı geri aldık Böyle bir ülkenin hoşgörüsü hangi devlete vardır. sorarım size. İsmet İnönüye vatan haini diyen nin ben şahsen kendisinin vatan haini olduğunu düşünüyorum açıkcası. Adam çocuğun öldüğünü bile bilmeden evladım nasıl acaba diye cephede kendi kendine için içini yiyor. (3 ay sonra öğreniyor kuşpalazından öldüğünü)böyle bir adam her şeyini vatanın bölünmezliğine adayan bir adam vatan haini midir yazıklar olsun geçmiş tarihimizi karartan, kahramanlarımızı aşşalıyan, şerefizlerin kaybettikleri onurlarını kurtarmaya çalışan örümcek beyinlilere.Bu lafları söyleyen anca vatan hainidir hatta bu kişilerin tahmin ediyorum ozaman ki ŞEREFSİZLERİN tohumlarıdır.Unutmasınlar ki Bu vatan sevgisini bizlere aşılayan kalıcı izler bırakan başta Atamız ve silah arkadaşlarına, cephede ölümüne savaşan, cepheye silah taşıyan gizli sivil örgütçülere, cephaneleri kucaklarında taşıyan, malını canını cephelere akıtan, kahraman halkımıza, sonsuz teşekkürlerimi bildirir, hepsine Allah tan Rahmet dilerim.Bizlerde bu vatan uğruna her şeyi yapacak güçteyiz sinek vızıltıları anca ses yapar.Çok uğuldarsa imha edilir. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sen yiğit görmemişsin sen ethemin gözlerine bakmamısssın...abdulhamıte kızıl sultan etheme hain diyen bir türk ismetin tevfik fikretın tohumu olur...sen ancak kendı sesınde boğulursun bee. belli nasıl imha edıldıgı tek tek ımha edılıyor senın zıhnıyetının urunlerı.ve devir değişiyor türkler bılınclenıyor o tarıh kıtapları tarıhe karısıyor...sen bızım ellere gel de gör hele.gel de yiğit gör..öyle yapay degil döşünde 17 yara var hem dee.

      Sil
    2. ŞEREFSİZ DE SEN VE SENİN ZİHNİYETINDIR ...

      Sil
    3. Kimin ne hizmetler yaptığını öteki tarafta görürsün, şeref senin tapulu malında mı oraya buraya dağıtıyorsun..
      Çerkez Ethem olmasaydı, milli mücadele olmazdı, yunan Ankara 'yı da geçerdi...
      Biraz oku, her söylenilene inanma...

      Sil
  12. Bu üstteki yorumu yapan arkadaş varya,

    YanıtlaSil
  13. 87 yıldır bu memleketin insanlarının anasını belleyen, CHP zihniyetinin doğurduğu, kendi yazdıkları tarih kitaplarına inanan.buna görede ecdatına küfür eden, atatürkü ilah ismet paşayı peygamber gören, kemalizm diye bir dine inanan kendisi gibi düşünmeyenleride örümcek kafalı ve vatan haini gören, vatanını ençok kendisinin ve kendisi gibi düşünendoğumlerin sevdiğine inanan, zavallı bir zihniyetin ürünüdür.Her iddiasına girerimki bu arkadaş.87 yıldır kuşaktan kuşağa dededen kalma CHP zihniyetiyle büyümüş bir zavallıdır. Hatta 18 yaşına kadar kurtuluş savaşını atatürkün tek başına savaşarak kazandığını zannediyordur.

    YanıtlaSil
  14. cerkez etem birr halk kahramanı yaptıklarındann bellidirr ismet inönüde bir vatan hainii avrupalı misyoner dirr bunun ben çerkez eteme hain diyenın insanlığından şüpe ederimm işte günümüzün chp zihniiyetii ALLAH size akıl fikir versinkii sağlılıklı düşünesinizz bunlar bizim zihnıyetten deyil sala gitsin olayııı siz deyilmisinizz iki şarkı türküü besteleyene aydın kişi diyennn siz önce aydın kişi nasıl olur veya nasıl olmalıdır ne gibi bir meziyetlere bilgiler sahip olurr araştırın bakın sonra aydınız deyinnn afedersiniz ama kıcını yıkamasını bilmeyen insanlara aydın sıfatı yakıştırmak aptallıkdır bence tşklrr

    YanıtlaSil
  15. o yorumu yapan arkadaşa sormak lazımm siz ismet inönücü chp lilerr
    size sorsak en fanatik atatürküsünüzdürr
    şimdi soruyorummm ismet inönü başa geçtiğindee paranın üzerinden atatürkğn resmını aldırıp kimin sermini koyduu? ben diyimm sizin diliniz varmaz çakma atatürk cüülerr kendi resmınıı şimdi soruyorrum siz inönücümü atatürkcümüsünüzz atatürk ve inönü aynı anda sevilmezz bitaraf olmanız lazımm çakma atatürkcüler çinki siz atatürkcüyüz dersinizz chp liler inönüyü lider seçersiniz inönü atatürkü sevse paranın üzerinden resmını çıkartıp kendi resmını bastırmazdııı
    şimdi sordumm siz hangi taraftan sınızz ?

    YanıtlaSil
  16. sana katılıyorum bu gün bizler gibi düşünmeyen yüde onyedilik bir kesim var mantalitesi olmayan aciz kendilerini herkezden üstün gören zihniyet ama kızmayın onlar dünyayı dedelerinin taktığı at gözlüğüyle gören tuhaf insanlardır.kendilerinin yapamadığı şeylere gıpta ile bakmaz çamur atarlar.yaradılanı hoş gör yaratandan ötürü kızma tamam

    YanıtlaSil
  17. Cerkez Ethem olmasyadi simdi Dedeleriniz Yorgi olacakti Cerkez Ethem'i Berlinden geri cagirdilar ama O Gururu kirildigi icin gelmedi vermeye kalktiklari paralarida kabul etmedi fakir bir sekilde Ürdünde öldü

    YanıtlaSil
  18. Çerkez Ethem'e hain diyenler zavallıdır,bakar kördür,ahmaktır.

    Kendi başbakanını asan cahiliye devri insanlarıdır.

    Çerkez Ethem ile ilgili Devlet Arşivlerinin açılması ve gerçeklerin gün ışığına çıkarılması kaçınılmazdır.Yoksa bu düşüncede olan insanlar vebal yüklenmektedir.
    Uğruna savaştığı ülkenin askerini kırmamak için,kardeş kanı dökmemek için,kendisi hakkında İdam kararı çıktığı için,öldürüleceğini bile bile kek gibi teslim olmadığı için,
    Ürdüne geçiş için Yunan topraklarından başka seçenekmi vardı?

    YanıtlaSil
  19. Vatan Şairi Mehmet Akif Ersoy neden sürgününe gönderildi yoksa o da mı vatan hainiydi Neden aziz naaşı bir avuç öğrenci tarafından kaldırıldı garip bırakıldı oda mı vatan hainiydi biz yeni nesiller olarak tarihimizi gerçek haliyle öğrenip onurlu ve şerefli atalarımıza gereken değeri vermek boynumuzun borcu olmalı

    YanıtlaSil
  20. Arşivler açılsın herkes gerçeği görsün bilsin...

    YanıtlaSil